Ana Sayfa / Tests / 8th Grade Tests / 8. Sınıf İngilizce 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10. Üniteler En Önemli Kelimeler ve İfadeler

8. Sınıf İngilizce 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10. Üniteler En Önemli Kelimeler ve İfadeler

8. Sınıf İngilizce 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10. Üniteler En Önemli Kelimeler ve İfadeler günceldir. Word dosyasını indirmek için Tıkla İndir.

 

SUGGESTED LEXIS AND LANGUAGE USE OF NEW UNITS FOR  8TH GRADES

 

UNIT-1  Friendship

back up: destek olmak

best friend, -s: en  iyi arkadaş

buddy, -ies : kafadar,kanka,

cool: serin,

count on: saymak

get on well with somebody: Biriyle iyi geçinmek

go for a walk: yürüyüşe cıkmak

laid-back: rahat olma ,gevşek, rahat sakin

mate, -s: arkadaş,eş

pajama party, -ies: pijama partisi

secret, -s: sır,gizem

sharing: paylaşma

sleepover, -s: yatıya kalma,gece yatısına kalan kimse

slumber party, -ies: yatıya kalmalı davet

support: desteklemek

Are you busy tomorrow evening?: Yarın akşam meşgul musun?

— No, not at all. Why?: Hayır, degilim. Neden?

Would you like to come sleepover tomorrow?:  Bize yatıya kalmak ister msin ☺ ?

— I’m sorry, but I can’t. My cousin is coming tomorrow.: Üzgünüm kalamam ☹ Yarın kuzenim geliyor.

— Sure: Tabi ki.

that sounds fun! Kulaga hoş geliyor(öneri)

Would you like some fruit juice? : Braz meyvesuyu ister misin?

— Yes, I’d love some.: Evet,biraz isterim.

— No, thanks. I’m full.: Hayır,tsk ederim.Tokum.

— Yeah, that would be great.: Evet, iyi olabilir.

How about a slumber party at my house this Saturday?: Bemin evimde bu cumartesi yatıya kalmalı bir partiye ne dersiniz? ☺

— Sure, it sounds awesome. Tabi ki, Harika,süper ☺

— Yeah, why not.: Tabi,Neden olmasın.

— I’ll text our friends to come over at 7 o’clock then.:O halde ben saat 7de gelmeleri için arkadaşlarımıza sms gönderecegim.

UNIT-2”Teen Life

Argue: Tartışmak

Casual:gündelik,sıradan

fashion, -s: Moda

impressive:etkileyici

nerd, -s: inek öğrenci,modası geçmiş

outfit, -s: kıyafet,malzeme,araçgereç

relationship, -s: ilişki

ridiculous: gülünç,tuhaf saçma

serious: ciddi

snob, -s: zübbe, parayla  adam olmuş

teenager, -s: 13 -19 yaş arası

terrific: müthiş,olağanustui

trendy:moda,son  moda,modayı takip eden kişi

unbearable:çekilmez,katlanılmaz

types of music: muzik türü

I rarely/seldom go to the  theater, but

I love going  to concerts.: Tiyatroya nadiren giderim fakat konsere gitmeyi severim.

I prefer hip-hop concerts, I think

they’re terrific.: Ben hip-hop konserlerini tercih ederim. Bence hip-hop konserleri müthiş.

I prefer reading the news online.: Haberleri cevrimiçi-nette izlemeyi tercih ederim.

I love shopping and buying trendy

clothes.: Alış-veriş yapmayı ve son moda elbiseler almayı severim.

What do you do in the evenings?: Akşamları ne yaparsın?

I usually do my homework, but I also listen to music. : Genellikle odevlerimi yaparım ama muzik de dinlerim.

I love rap. And to be honest, I never listen to pop music; I can’t stand it. I think it’s unbearable: Rap severim.Dürüst olmak gerekirse asla opo dinlemem. Pop muzige katlanamıyorum. Bence pop muzik çekilmez.

I am fond of being alone, so I usually

stay in my room.: Yalnız almaya,yalnız olmaya bayılırım o yüzden genellikle odamda kalırım.

UNIT-3   Cooking

Bitter: acı,acılı

Boil: Kaynatmak,haşlamak

Chop: doğramak

Dice: Küp seklinde doğramak

Fry: kızartmak

Mash: ezmek,püre yapmak

Oil: yağ,yağlamak

pan, -s: tava

peel: soymak,meyve soymak

pour: dökmek

salty: tuzlu

slice:dilim,dilimlemek

sour: ekşi (tat)

spicy:baharatlı

tasty:delicious:lezzetli,tadı güzel

Do you prefer cooking pizza or pasta?: Pizza mı pasta mı yapmayı tercih edersin?

— I love cooking and eating pizza.: Pizza yemeyi ve yapmayı severim.

— I usually prefer cooking pasta.: Genellikle pasta yapmayı tercih ederim.

It’s easy to make a pizza.: Pizza yapmak kolay.

Let me tell you how to make a pizza.: İzin ver de nasıl pizza yapacagını söylim sana.

First, put some oil into a pan and

heat it.:  ilk olarak, tavaya biraz yağ koy ve ısıt.

Second, mix two eggs in a bowl.: ikinci olarak,iki yumurtayı bir kasede karıştır.

Then add some salt.:Sonra da biraz tuz ekle.

After that, add some cheese and

milk.:  Bundan sonra biraz peynir ve süt ekle.

Finally, pour the mixture into the

hot pan.: Son olarak karışımı sıcak-kızgın tavaya dök.

Do I use two or three eggs? :  iki mi yoksa üc yumurta mı kullanayım?

UNIT-4    Communication

Available: musait,kullanılabılır

Connect:bağlanmak

Contact: iletişime gecmek

Dial: numarayı cevirmek-girmek-

Engaged: meşgul(telefon)

get in touch:iletişime gecmek

keep in touch:irtibatı kesmemek

get back:dönmek,biriyle yeniden bağlantı kurmak

hang on: (telefonu) beklemeye almak hang up: (telefonu) kapatmak

hold:tutmak

line: (telefon-iletişim)hat

memo, -s: hatırlatıcı notlar

pick up:ilerlemek,hızlanmak

polite: kibar,nazik

put someone through: (telefon) bağlamak

Hello! This is Ayşe calling, is Fatma in?: Mrb,ben Ayşe,Fatma orda mı :D?

May I speak to Fatma?: Fatma ile konuşabilir miyim?

Is Ahmet there?: Ahmet orda mı?

Hang on a minute; I’ll get him/her.: Bi dk bekle, onu cagırayım.

Can you hold on a moment, please?:  Biraz bekleyebilir misin lütfen?

I’m afraid he is not available at the

moment. He has gone out.:Uzgunum ama o şimdi degil/yok. Dışarı çıkmış.

Would you like to leave a message?: Bi mesaj bırakmak ister misin?

I’ll talk to you soon.: Yakında konusuruz.

I’ll see you at the café tomorrow, then.: O halde,yarın kafede görüşürüz.

We’ll meet next Saturday, then.:  O halde gelecek cumartesi bulusuyoruz.

I’m sorry to hear that.: Bunu duyduguma/öğrendiğime uzuldum ☹

 We’ll meet up later, then.: O halde sonra gorusuruz.

I’ll get back to you in an hour.: Bir saat içinde sana döneceğim.

UNIT-5    The   Internet

account, -s (facebook) hesap

attachment, -s: (dosya) eki, eklenti

browse: (pc’de) göz atmak,taramak

browser, -s: (internet) tarayıcı

comment, -s: yorum

confirm:onaylamak

connection, -s: baglantı

delete: silmek

log on/: (pc’de) oturum acmak

 log in: (pc’de) –e girmek,-e baglan-

log off/out: (pc’de) oturumu kapatmak

register:kaydetmek,kaydolmak

reply:cevap vermek,yanıtla

screen, -s: ekran,monutor

search engine, -s:arama motoru(google)

sign in: oturum acmak giriş yap-

sign up:  uye olmak

social networking site, -s: sosyal paylasım sitesi

upload: (dosy,video) yüklemek

download: (dosy,video) indirmek

I rarely email my friends, but I

often use social networking sites: Arkadaslarıma nadiren e-mail gonderirim fakat sık sık sosyal paylasım sitelerini kullanırım

Would you be interested in joining us?: Bize(grubumuza) katılmak ister misin?

— Yes, sure. Where are you going

to meet?: Evt,tabi ki. Nerede buluşacaksınız?

— I’m afraid I’m busy.: Korkarım,mesgulum.

Why don’t we chat online at two

o’clock?:  Saat 2’de cevrimiçi olarak sohbet etmeye ne dersin?

 I want to tell you something.: Sana bisey soylemek istiyorum.

— I’m sorry, but I can’t. I have a

problem with the Internet.: Uzgunum ama yapamam. İnternetimde sorun var.

— What do you mean?: Ne demek istiyorsun?

— It isn’t working right.: internetim dogru duzgun calısmıyor!

— Do you mean the Internet connection?: Internet baglantısını mı kasdedıyorsun?

— I’m going to call you about this

later, then.: O halde bunun hakkında senı sonra arayacagım.

UNIT-6  Adventures

Amusing: şasırıtıcı, hayret verici

Canoeing: Kano ile gezmek

Caving: Magaracılık

Challenging: zorlu

Disappointing: uzucu moral boluzu

Embarrassing: utandırıcı,can sıkıcı

Entertaining:eglendırıcı eglencelı

Extreme:aşırı, aşırı derecede

Fascinating: büyüleyici

hang-gliding: yelken kanat ile yapılan bir hava sporu

kayaking:kar veya su uzerınde kayma sporu

motor-racing: motorsiklet yarışı

rafting:rafting

skateboarding:  kaykay ile kayma

take risks: risk almak

What do you prefer doing on summer holidays?: Yaz tatillerinde ne yapmayı tercih edersin?

— I would rather go rafting than

canoeing because it is easier.: Rafting yapmayı kayo yapmaya tercih ederim Cunku rafting daha kolay.

— I prefer rafting to kayaking because it is more entertaining.: Raftingi kayakinge tercih ederim cunku rafting daha eglenceli.

I have tried skateboarding, but I

didn’t like it.: Kaykay yapmayı denedim ama pek sevmedim.

Well, last year I attended a summer

camp.: Peki,gecen yıl bir yaz kampına katıldım.

We had many activities. I think canoeing was the most challenging

of all.: Bircok etkinlik yaptık. Bence ,kano yapmak en zor-lu etkinlikti.

I think bungee-jumping is more/less dangerous and challenging than

canoeing.: Bence, bungee-jumping kano yapmaktan daha fazla/az tehlikeli ve zordur.

UNIT-7   Tourism

all-inclusive: her şey dahil( tatil)

ancient: antika

architecture: mimari

attraction, -s: cazibe(merkezi),çekicilik

bed and breakfast: (otelcilik) yatak ve kahvaltı hizmeti

country side: kırsal,köy

culture:kültür

destination:gidilecek/varılacak yer

fascinating: büyüleyici

historic site, -s: tarihi yerler

incredible: inanılmaz! olağanüstü

resort, -s: tatil yeri

rural: kırsal, köy yasamına ait

square: meydan

urban:kentsel,şehirle ilgili

Which one do you prefer? Historic

sites or the seaside?: Hangisini tercih edersin: Tarihi yerleri mi yoksa deniz kıyısını mı?

— I’d rather visit historic sites, because to me, they are usually more interesting.: tarihi yerleri ziyaret etmeyi tercih ederim cunku bana gore buralar genellıkle daha ılgınc.

— To me, historical architecture is

more beautiful than modern buildings.:  bence tarıhı yapılar modern yapılardan daha guzel.

What do you think about Rome? Did

you enjoy your trip?: Roma hakkında ne dusunuyorsun? Gezıden memnun kaldın mı?

— It was incredible. It’s truly an

ancient city. And the weather was just perfect. It is in fact usually warm and sunny in Rome.

— The historic center is quite small,

but it’s fascinating.

— I think/guess/believe/suppose it isexciting.

— To me, it is lovely.

— To me, it sounds/looks fascinating.

I have gone to Italy three times already.

UNIT-8   Chores

arrive on time: evişleri

clean up: temizlik yap-,toparla-

doing chores: evişi yap-

iron: utu yap-

keep quiet:sus-,gizli tutmak,

keep/break promises: sözünü tut-/tutma-

laundry: çamaşır,kirli camasırlar

load/empty the dishwasher: bulaşık makinesini doldur-/boşalt-

make the bed:yatagını topla-

obey the rules:kurallara uy-

return books:

set the table: sofrayı kur-

take out the garbage/trash:çöpü dök-

tidy up room:odayı toplamak

to-do list:yapılacak işler listesi

wash/dry the dishes: bulaşıkları yıka-/durula-

Do you have to help around the

house?: Evişlerine yardım etmek zorunda mısın?

— Well, I must help my mom to take

care of my brothers.

— I must help my brother to do his

homework. And of course I must do

mine and study for my exams.

Don’t you think it is necessary to

tidy up your room?

In our house, I’m responsible for

cooking dinner. My wife works late,

so I have always done the shopping

and cooking.

My parents should respect my rights.

I don’t like it when my mom asks too many questions.

We must respect the elderly.

UNIT-9  Science

cell, -s: hücre,pil

cure, -s: çare,tedavi

discover: keşfet-

explode: patla-patlat-

genius, -es: dahi,üstün yetenek

high-tech: yüksek teknoloji

lab, -s: laboratuvar

process, -es: süreç,aşama

result, -s: sonuç

safety: güvenli

scientific: bilimsel

search: araştır- ara-

succeed: başar-

test tube, -s: deney tüpü

vaccination, -s: aşı

Today my brother and his friends are at the science museum. They’re looking at some fossils that were discovered in France.

Look! What are they doing over there?

— They are working that machine. What is the word?

— They are operating it.Researchers found some new fossils, and now they are working on them in the labs.

Why do researchers conduct experiments?

— They want to discover new things.

— They want to develop cures for illnesses.

Scientific achievements of the past century changed the world. For example, Archimedes invented the water screw.

— I’m sorry, I can’t follow you.

— I think I missed the point.

UNIT-10 Natural Forces

avalanche, -s: çığ,

disaster, -s: felaket

drought, -s: kuraklık

earthquake, -s: deprem

flood, -s:sel

global warming: küresel ısınma

hurricane, -s: kasırga

land slide, -s: toprak kayması,heyelan

melt: eri-

suffer: acı çek-,zarar gör-

survivor, -s: hayatta kalan

tornado, -es: hortum

Tpyhoon: tayfun

tsunami, s: tsunami

volcano, -es: yanardağ

Does your family have a plan for an

earthquake?

— I don’t think so.

— I think we all should have one. It’s very scary.

— I think we will have water shortages

in the future, because we waste

too much water. So we should/must

stop wasting water.

— I think there will be serious

droughts. So there should be programs

to educate people to use less

water.

Do you think there will be a water

shortage?

— Shortage? What do you mean?

— There won’t be enough water.

 LKS EXPRESSIONS

1-I’d love to:Çok isterim

2-I’d love to but….: Çok isterim ama…

3-I’m too busy: Çok meşgulüm

4-I’m afraid: Korkarım ki

5-I’m sorry to hear that: Duyduğuma üzüldüm

6-In my opinion: Benim fikrimce

7-In my view: Fikrime göre

8-It’s out of question: Söz konusu değil

9-It’s me: benim (telefonda)

10-Let me show you: Göstermeme izin ver

11-Let’s do that: Hadi yapalım şunu

12-My Goodness: Aman Allahım

13-No doubt: Şüphesiz

14- No way: Kesinlikle olmaz/ Hiç yolu yok

15-Not at all: Bir şey değil

16- You’re welcome: Bir şey değil/Rica ederim

17- My pleasure: benim içn bir zevkti

18-Personally: Kişisel olarak/Bence

19-Shall we? Yapalım mı?

20-That sounds great: Kulağa hoş geliyor

21-Sweety: Tatlım

22- Take care(of yourself): Kendine iyi bak

23-That may be true but… : Doğru olabilir ama..

24- That ‘s  wrong: Bu yanlış

25-That is very kind of you: Çok naziksiniz

26-Shame on you: Kendinden utanmalısın

27-Yours truly: Saygılarımla

28- Why don’twe…: Neden yapmıyoruz?

29-Can you give me a piece of advice: Bana biraz tavsiyede bulunabilir misin?

30-How amazing/That’samazing: Ne şaşırtıcı/Hayret verici

31- You’re wrong: Yanlışın var

32-You’re right: Haklısın/ Doğru

33-What should I do? : Ne yapmalıyım?

34- Do you think so: Sence öyle mi?

35- Make up my mind: Karar vermek

36- From mypoint of view: Benim bakış açıma göre

37- On the other hand: Diğer yönden

38-For me: Bana göre

39-In fact : Aslında/ Gerçeği söylemek gerekirse

40-Nice to meet you/Glad to meet you: Tanıştığımıza memnun oldum

41- Me too: ben de

42- Otherwise: Aksi takdirde

43-What is wrong with you/ What is the matter with you?: Sorunun ne?

44-In otherwords: Başka bir deyişle

45-As a result: Sonuç olarak

46-I think: Bence

47-I don’t thinkso: Sanmıyorum/ Ben öyle düşünmüyorum

48-That’s incredible: Bu inanılmaz

49-That’s interesting: Bu ilginç

50-I agree with you: Sana katılıyorum

51-I don’t agree  with you/ I disagree with you:Sana katılmıyorum/ Aynı fikirde değilim

52-Absolutely: Kesinlikle

53-Of course: Tabii ki

54: I’m afraid I can’t: Korkarım ki yapamam

55- I’m sorry: Üzgünüm

56-Why not?:Neden olmasın?

57-Congratulations: Tebrikler

58-What a pity: Ne yazık/ tüh tüh

59-What happened?: Ne oldu?

60-What do you mean? : Ne demek istiyorsun?

61-I mean : Şunu demek istiyorum

62-What does’’……..’’ mean?:’’….’’ Ne anlama geliyor?

63- It means….: Şu anlama geliyor

64-Sure/ Certainly: Kesinlikle

65-Are you joking/kidding? Şaka mı yapıyorsun?

66-Can I help you?:Yardımcı olabilirmiyim?

67-Could you give me a hand?: Bir el atarmısın/yardımcı olurmusun?

68-It’s /that’s a good idea: İyi fikir

69-Really ?: Gerçekten mi?

70-What do you think about/of….?: …..hakkında ne düşünüyorsun?

71-What’s up?:Naber/ Ne var ne yok?

72- Let’s+verb: Hadi yapalım

73-What about you?: Ya sen?

74- It’s impossible: Bu imkansız

75-Don’t worry: Endişelenme

76-Thanks anyway: Yine de teşekkürler

77-I hopeso: Umarım/ İnşallah

78-I apologise: Özür dilerim

79-See you later: Sonra görüşürüz

80-Never mind: Önemli değil/ kafana takma

81-That’s all: Hepsi bu

82-What’s he like?: O nasıl biri? (kişilik-karakter)

83- What does he look like? O nasıl biri? ( Fiziksel)

84-Don’t do that: Onu yapma

85-Tell me about it.: Bana anlat

86-I couldn’t understand: Anlayamadım

87-I didn’t follow: Takip edemedim.(söylediğini)

88- Do you want me to read it?: Sana okumamı ister misin?

89-When was it?: Ne zamandı?

90- That’s very impressive: Çok etkileyici

91- I don’t believe my eyes: Gözlerime inanmıyorum

92- I don’t believe my ears: Kulaklarıma inanmıyorum

93-You mean…: Şunu mu demek istiyorsun?

94-Are you sure? :Emin misin?

95-By  the way: Bu arada

96-Moreover: Dahası

97-I would rather (eat chocolate): Çikolata yemeyi tercih ederim

98-Can/ Could you repeat it please? : Tekrar edermisiniz?

99- Have you ever …V3..?: Hiç….yaptın mı?

100-Therefore=So: Bundan dolayı/ bu sebeble

101- What is it famous for?: Neyi ile ünlü?

102-İmmediately:Hemen

103-Be quick: Acele et

104-What else/Anything else?: Başka bir sey?

105-It depends: Duruma göre değişir

106-Are you about to finsh it?: Onu bitirmek üzere misiniz?

107-What do you want to be in the future? : Gelecekte ne olmak istiyorsun?

108-These are very good in tentions: Bunlar çok iyi niyetler/düşünceler

109-What’s your purpose?: Amacın ne?

110-That’s weird: Bu garip/tuhaf

111-What did you do on the third day?: Üçüncü gün ne yaptın?

112-How  long have you been there? : Orada ne kadar kaldın?

113-Who can be the criminal? : Suçlu kim olabilir?

114-I hope you can realize your dreams: Umarım hayallerini gerçekleştirirsin

115-She has changed a lot recently: O son zamanlarda çok değişti

116-Are  you making fun of me?: Benimle dalga mı geçiyorsun?

117-How come?: Nasıl yani/ Nasıl oldu da

118-What do you expect him do to?: Ondan ne yapmasını bekliyorsun/umuyorsun

http://www.ingilizcekampus.com